19 Nisan 2013 Cuma

Galatasaray: 3-1 :Elazığspor



Skorun oyundan daha önemli olduğu haftalardan birinde sahadan skor anlamında istediğini alarak ayrılmış olsa da, oyun anlamında tatmin etmeyen bir Galatasaray vardı sahada. Şüphesiz Elazığ'nın da bulduğu net fırsatlar vardı fakat Galatasaray'ın bugün sahadan çok daha farklı bir skor ile galip ayrılması gerekirdi.

Elazığspor'un Galatasaray'ı iyi analiz ettiğini söylememiz gerek. Özellikle maçın belirli bölümlerinde topla oynama yüzdesi Elazığ lehineydi. Bu durum, Galatasaray'ın defanstan topla çıkarak oyun kurmasını engelledi. Hal böyle olunca, Galatasaraylı savunma oyuncuları ya topu Muslera'ya aldıkları gibi geri attılar, ya da uzun oynadılar. Bu yüzden Galatasaray oyuna hakim gibi gözükse de oyunu domine etmekte oldukça güçlük çekti.

Elazığspor, Galatasaray'ın pas bağlantılarını çok iyi kesti. Hem önde bastılar hem de savunmadan ilk topu alacak olan oyuncuya iyi pres uyguladılar. Bu presi aşabilme noktasında en güvenilir isimlerden biri olan Selçuk bile çok kritik bir hata yaptı oyun kurmaya çalışırken.

Elazığspor'un yaptığı bir değişik hamle de işin savunma yönündeydi. Ofsayta kalma konusunda ciddi zaafları olan Burak Yılmaz başta olmak üzere tüm Galatasaraylı oyunculara ofsayt taktiği uyguladılar. Birkaç kritik bayrak dışında da başarılı oldular. Galatasaray'ın buna çözüm üretememesi ise pek kabul edilebilir gibi değildi. Galatasaraylı hücum oyuncuları biraz dikkatli olabilse, bu durumdan faydalanabilirdi. Özellikle savunma arkasına sarkma işini çok iyi yapan, aynı zamanda hızlı ve güçlü olan Burak'ın ağır Elazığlı stoperleri geniş alanda geçebilecek olması muhtemeldi.

Sneijder'in riske edilmemesi doğruydu. Maç zora girmedikçe oyuna dahil olmayacaktı, nitekim öyle de oldu. Onun yerine oynayan Yekta ise iyi işler yapmaya çalıştı. Çok daha iyisi olabilir miydi, şüpsesiz olurdu. Yekta'nın uzun süredir oynamadığını, görev bulduğu anlarda da oyun kurucudan ziyade orta sahada pas dağıtan adam rolünde oynadığını hatırlamakta fayda var. Bu sene çok büyük aksilik olmadığı sürece fırsat bulamayacaktır fakat özellikle önümüzdeki sene rotasyona gidilen maçlarda o mevkide önemli katkılar verecektir. Kasımpaşa'da 10 numara gibi oynayan bir Yekta vardı. Galatasaray'a gelmesini sağlayan da orada sergilediği performanstı. Sonradan da girse, rotasyon amaçlı da sahada yer alsa; o mevkide oynaya oynaya oraya uyum sağlayacak ve oynadığı futboldan daha fazla keyif alacaktır.

Sneijder'in sakatlığından dolayı rotasyona tâbi tutulması bir şeyi görmemizi engelledi. Galatasaray, tam kadro sahaya çıkabilecek durumdayken ideal 11'inde yedi yabancı oluyor ve birisi mecburen yedek kalıyor. Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray'ın oynadığı kritik maçlarda çıktığı 11'e bakarsınız yedi yabancı olduğunu göreceksiniz. Ligde ise gerek kart cezaları, gerek sakatlıklar bir yabancıyı hep 11 dışında bıraktı. Yedi yabancı da sağlıklıyken Fatih Terim'in kimi keseceğini gerçekten merak ediyorum. Bugünkü karşılaşmada da bu merakımızı giderememiş olduk.

Gökhan Zan'ın istikrarlı oyunu, Dany'nin bir gün başka, öbür gün başka performansı kızağa çekilecek ismin Dany olabileceğini gösteriyor. Hazır bir Hakan Balta olsa muhtemelen kesik yiyen isim Riera olurdu ancak Hakan Balta'nın uzun süredir oynamıyor oluşu, oynadığı maçlarda da pek etkili olamayışı Riera'nın da 11'deki yerini sağlamlaştıran bir diğer etken.

Galatasaray'ın Kadıköy'de bir kez daha şampiyonluk maçına çıkabilmesi için önünde sadece iki maç kaldı. Önümüzdeki hafta rakip şikeden ceza alan ancak buna rağmen hala antrenörlük yapmaya devam eden Bülent Uygun'un takımı Gaziantepspor. Birilerinden telkinler muhakkak gidecektir fakat Gaziantepspor'un Galatasaray karşısında direnebileceğine pek ihtimal vermiyorum. Birileri yine sükutu hayale uğrayacaktır. Galatasaray ise şampiyonluk yürüyüşünde dev bir adım daha atacaktır.

13 Nisan 2013 Cumartesi

Karabükspor: 0-1 :Galatasaray



Ligin boyunun iyice kısaldığı bir dönemdeyiz ve bu dönemde bazı maçlar, üç puandan daha farklı anlamlar taşıyor. Galatasaray için Karabükspor maçı da böyle bir maçtı. Aynı geçen seneki Sivasspor deplasmanı gibi.

Rakibin ''kesin puan kaybederler'' diye düşündüğü maçtan üç puanla ayrılmak, seni ne kadar motvie ederse rakibin de inanç ve direncini o kadar düşürür. Galatasaray, Karabükspor karşısında aldığı üç puanla bir kez daha bombayı Fenerbahçe'nin kucağına bıraktı. Tüm maçlarını kazansa bile şampiyon olamayacak Fenerbahçe, Eskişehir maçına ''puan farkını dörde indirmek için'' çıkmak durumunda kaldı. Kazanır, kaybeder o ayrı ama bu galibiyet ile birlikte rakibin üzerinde ciddi bir baskı kurulmuş oldu.

4-3-1-2'ye geçtikten sonra Galatasaray'ın 11'ini tak tak tak sayar olduk. Bu açıdan bir sürpriz yoktu. Maçta karşımıza çıkan ilk görüntü şu oldu; Karabükspor, kendi sahasında oynamasına rağmen bir deplasman takımı gibi mücadele etmeyi tercih etti. Top Galatasaray'dayken 10 kişi birden kendi yarı sahasına çekilip, alan daralttılar ve kapacakları toplar ile kontra atağa çıkıp gol bulmayı denediler. Bunu yaparken de en güvendikleri isim şüphesiz Lua Lua oldu.

Galatasaray maç boyunca sakin kalıp, aynı oyununu sürdürdü. Böylece, Karabükspor'un bu hamlesine karşılık vermiş oldu. Karabükspor alan daraltma uyguladığı için Sneijder, Selçuk ve Melo rahat hareket etme imkanı bulamadılar ilk yarıda. Şartlar bu kadar açıkken, maçtan istediğini alarak ayrılmak Galatasaray için önemliydi.

Tüm hatlarıyla kapanan bir takıma karşı ilk yarıda Burak Yılmaz net pozisyonlar da buldu aslında. Ancak kafası maçta olmadığı için bunları cömertçe harcadı. Burak, İspanya'daki Real Madrid maçından beri felaket durumda. Sürekli ofsayta düşüyor, hücumda duvar olamıyor ve en önemlisi çok gamsız oynuyor. İlk iki saydığım şey Burak'ın düzetlmesi gereken, bildiğimiz eksiklikleri ama sahadaki vurdumduymaz tavrı pek kabul edilebilir gibi değil. Bir oyuncu kötü oynayabilir ama bu durum onun mücadele etmesine engel olamaz. Burak, Ronaldo karşısında bir yenilgi almış gibi hissediyor ve bu durum onu piskolojik olarak bitirmiş durumda. Burak Yılmaz gibi bu sezona damga vurmuş bir futbolcunun ligin en kritik dönemlerinde böyle bir sıkıntı yaşaması bir dezavantaj. Büyük ihtimalle Fatih Terim kendisiyle konuşacaktır ve her ne kadar taktik gereği olsa da Burak'ın bugün oyundan alınmış olması onun algılaması gereken bir mesajdır.

Drogba belki gol atmadı fakat yine ''büyük'' oynadı. Galatasaray'a geldiğinden beri attıklarından ziyade attırdıklarıyla ön plana çıkan Fildişili, bugün yine golün asistini yaptı. Duvar olmayı, arkadaşlarıyla verkaç yapmayı oldukça seven bir yapısı var. Gol atmaktan ziyade bunları yapıyor oluşu Galatasaray için çok büyük bir artı. Çünkü, Drogba kadar olmasa da bunları geçen sezon Elmander yapıyordu ve o Elmander, takımın en önemli oyuncusu konumundaydı. Galatasaray'ı bu sene en çok etkileyen şeylerden biri Elmandersizlik oldu. Drogba'nın takıma adapte olduktan sonra işin servis kısmını yapması bu yüzden oldukça önemli ve değerli.

Karabük'ün ''tehlikeli'' sınıfına sokabileceğimiz pozisyonlarının Eboue'nin kanadından geldiğini hatırlatmakta fayda var. Bugün, göze batacak hatalar yapmasa da onun kanadından gelen atakların tehlike yaratması gelecek haftalar için üzerine düşünülmesi gereken bir konu.

Herkesin puan kaybı beklediği bir deplasmandan çok sağlam bir oyun ve üç puan ile dönmek birilerine çok ciddi bir mesajdı. Yol artık Galatasaray için daha kolay ve engellerden bir tanesi daha aşıldı. Aynı ciddiyet ve çalışma ile devam edilirse, sezon sonunda Arena'da üst üste ikinci şampiyonluk kutlamasını görürüz.